Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir

By LovelessGent
Ağu 3rd, 2012
0 Comments
107 Views

Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir makalemizle karşınızdayız.. Öncelikle Zekat nedir? Sözlük anlamıyla zekat; temizlik, artmak, bereketli olmak, iyi ve düzgün olmak anlamında kullanılır.

Dini anlamıyla ise; nisap miktarı zenginliğe sahip olan Müslümaların Allah’ın hakkı olanlara verilmesini emrettiği belli miktarda malı vermesidir. Veren kimseyi cimrilik kirlerinden ve günahlardan temizlediği ve malında berekete vesile oldugu için, kelime anlamı ile dini anlamı arasında bir bağ kurulabilir.

Zekat verirken “nisap miktarı” nasıl hesaplanır?

Nisap miktarı 80.18 gram altındır. 80.18 gram veya buna karşılık gelen birikmiş parası (tahsili kesin alacaklar dahil) olan kişi dinen zengin sayılır ve dolayısıyla zekat vermekle yükümlüdür. Bazı ilmilah kitaplarında nisap miktarı 92 gram altın olarak geçer. Ancak T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu toplanarak nisap miktarını fakirlerin lehine 80.18 gram altın olacak şekilde belirlemiştir.

Fitre ve Zekat miktarları 2012

Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir!

NOT: Küsürat hanesini nokta ile belirtiniz. Virgül kullanmayınız. Örnek 5737.55 gibi..
Kur bilgisi hatalı yada 1 olan değerleri elinizdeki verilere göre düzenleyiniz.

Altının Zekatı Nasıl Hesaplanır ?

Altın ile gümüş ister külçe halinde olsun, ister darbedilmiş olsun, bunlar hangi maksadla bulundurulursa bulundurulsun, nisab miktarına ulaşıp da üzerlerinden bir yıl geçerse, zekâta tâbi olurlar.

Altının nisabı yirmi miskaldır. Gümüşün nisabı iki yüz dirhemdir. Bir miskal yirmi kırattır. Her kırat da beş arpa ağırlığıdır.

Bir şer´î dirhem ise, on dört kırattır. Bu halde on şer´î dirhem, yedi miskal ağırlığına denktir.

Bir de örfî dirhem vardır ki, on altı kırattır. O halde yirmi miskal yirmi beş örfî dirheme eşittir. İki yüz şer´î dirhem de yüz yetmiş beş örfî dirheme eşittir.

Bazı fıkıh alimlerine göre, zekât ve fitre sadakası konusunda her beldenin örfi dirhemi esas alınmalıdır. Buna göre gümüşün nisabı, iki yüz örfi dirhemden ibarettir. Bu şekilde de fetva verilmiştir. Fitre konusuna bakılsın..

Yirmi miskal altının zekâtı, yarım miskal altın olduğu gibi, ikiyüz dirhem gümüşün zekâtı da, beş dirhem gümüştür. Yirmi miskalden fazla olan altın dört miskale ulaşmadıkça ve iki yüz dirhem gümüşten fazla olan miktar kırk dirheme ulaşmadıkça, bu fazlalıklar için ayrıca zekât gerekmez. Ancak bu fazla miktar ile beraber başka bir ticaret malı da bulunursa, o zaman bu fazla miktarlarla hepsinin zekâtı verilir. Fakat altın ile gümeşten nisab üstünde fazla olan miktar, kıymetçe dört miskala veya kırk dirheme eşit olursa, bu fazladan da zekât gerekir. Bu mesele İmam Azam´a göredir. İki İmama (İmam Muhammed ve İmam Ebû Yusuf) göre ise, böyle küsurların da ne olursa olsun, zekâtını vermek gerekir.

Örnek: Bir kimsenin yalnız iki yüz otuz dokuz dirhem gümüşü bulunsa, İmam Azam´a göre, yalnız iki yüz dirhem için beş dirhem zekât vermek gerekir. Küsur olan otuz dokuz dirhem için zekât gerekmez. Bu küsur kırka ulaşmadıkça zekâtı yoktur.

İki imama göre, bu küsurlar için de kırkta bir nisbetinde zekât vermek gerekir.

Yine, bir kimsenin yalnız iki yüz yetmiş dirhem gümüşü bulunsa, İmam Azam´a göre, iki yüz kırk dirhem için altı dirhem zekât vermesi gerekir, geri kalan otuz dirhem için bir şey gerekmez. Fakat iki İmama göre, bu geri kalan kısım için de zekât gerekir. Altın hakkında da hüküm böyledir.

Altın ile gümüşün nisablarında, bunlardan zekât verilmesi için, kıymetlerine değil, ağırlıklarına bakılır. Bunda ittifak vardır.

Buna göre altından yapılmış bir tepsinin ağırlığı nisab miktarından az, meselâ on dokuz miskal olduğu halde, kıymeti yirmi miskalden fazla bulunsa, ittifakla zekâta tâbi olmaz. Ancak bununla beraber zekâta tâbi başka bir mal bulunur da, tümü nisab miktarına ulaşırsa zekât gerekir.

Yine, iki yüz adet gümüş dirhemden biri ağırlıkça biraz noksan bulunsa, bunlara zekât gerekmez. Fakat başka bir zekât malı bulunursa zekât gerekir.

Kendilerinde riba (faiz) uygulanmayan, şer´an ölçek ve tartı esasına bağlı bulunmayan mallardan zekât verilmesinde kıymetlerine bakılır. Ağırlık ve adetlerine bakılmaz.

Buna göre, üzerine zekât olarak orta durumda iki koyun farz olan kimse, bunların kiymetlerini para olarak verebileceği gibi, bu ikisinin kıymetine denk iyi bir koyun vererek de zekâtını ödeyebilir. Çünkü koyunları kıymete bağlı mallardandır. Bunlarda riba (faiz) olmaz.

Fakat kendilerinde riba işlemi yürütülebilen mallarda böyle kıymete değil, ağırlığa itibar edilir. Meselâ: Zekât olarak verilmesi gereken beş kilo bugday karşılığında, dört kilo iyi cins buğday verilemez.

Yine, iki miskal altın yerine, bir miskal ağırlığında olup üzerindeki sanattan dolayı, iki miskal kıymetinde bulunan bir altın verilemez. Çünkü bu durumda riba (faiz) gerçekleşir.

Bu mesele, İmam Azam ile iki İmama göredir. İmam Züfer´e göre verilebilir. Çünkü kıymetleri eşittir. Kıymetler eşit olunca, kul ile Yüce Allah arasında riba düşünülemez.

(Riba´ya bağlı mallar için, kerahet ve istihsan bölümüne bakılsın)

Altın veya gümüşten yapılmış bulunan ziynet takımları ve süs eşyaları, tablolar gibi maddelerden de, nisab miktarına ulaşınca zekât gerekir. Bu zekât kendi cinslerinden olmayan bir mal ile ödeneceği takdirde, ağırlıklarına değil, kıymetlerine bakılır. Bunda da ittifak vardır. Fakat kendi cinsleriyle ödeneceği takdirde, İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf´a göre, ağırlıkları esas alınır. İmam Züfer´e göre kıymetlerine bakılır. İmam Muhammed´e göre de, fakir için daha faydalı olan tarafa itibar edilir.

Örnek: Yirmi miskal ağırlığında bulunan bir altın bilezik, kendisindeki sanat bakımından yirmi beş miskal kıymetinde bulunsa, bakılır: Eğer zekâtı gümüş gibi başka bir cinsten verilecek olursa, ağırlığı olan yirmi miskale değil, kıymeti olan yirmi beş miskale bakılarak zekâtını vermek gerekir. Fakat bunun zekâtı kendi cinsinden olan altından verilecekse, İmam ile İmam Ebû Yusuf´a göre, ağırlığı olan yirmi miskal altına göre verilmesi gerekir. İmam Muhammed ile İmam Züfer´e göre, bu yeterli olmaz; altının kıymetine göre, değer farkı olan beş miskalin de ayrıca zekâtını vermek gerekir.

Yine, İki yüz dirhem has gümüş için, dört dirhem has gümüş kıymetinde olan beş dirhem karışık gümüş verilse, bu İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf´a göre yeterli olur. Çünkü ağırlık bakımından istenen miktara eşittir. Fakat İmam Züfer ile İmam Muhammed´e göre yeterli olmaz; çünkü kıymet bakımından istenen değerden daha azdır.

Aksine olarak iki yüz dirhem karışık gümüş için beş dirhem karışık gümüş kıymetinde dört dirhem saf gümüş verilse, bu İmam Azam ile İmam Ebû Yusuf´a göre yeterli olmaz. Çünkü ağırlık esasına göre noksandır. Fakat İmam Züfer´e göre yeterlidir; çünkü kıymet bakımından eşitlik vardır. Cenabı Hak ile kul arasında riba düşünülemez.

Altın ile gümüşün ve ticaret mallarının nisabında, bunların bir cinsten olmaları şart değildir. Onun için bir kimsenin bir miktar altını ile gümüşü ve bir miktar da ticaret malı bulunur da, bunların tümünün kıymeti bir nisab miktarı olan iki yüz dirhem gümüşe denk olursa, kırkta bir zekâtlarını vermek gerekir.

Her biri nisab miktarından noksan olan altın ile gümüş, İmam Azam´a göre, kıymet bakımından birbirini tamamlayarak nisab aranır. İki İmam´a göre ise ağırlık bakımından birbirini tamamlarlar.

Buna göre: Bir kimsenin yüz dirhem gümüşü ve yüz dirhem gümüş kıymetinde de on miskal altını bulunsa, bunun için ittifakla beş dirhem gümüş zekât vermesi gerekir. Fakat yüz dirhem gümüş ile yüz dirhem gümüş kıymetinde beş miskal altını yahut elli dirhem gümüş ile yüz elli dirhem gümüş kıymetinde on miskal altını bulunsa İmam Azam´a göre beş dirhem miktarı zekât gerekirse de, iki İmam´a göre gerekmez; çünkü cüz bakımından nisabları noksandır. Fakat yüz elli dirhem gümüş ile elli dirhem kıymetinde beş miskal altın bulunsa, yine ittifakla zekâtları gerekir. Çünkü kıymetleri tam gümüş nisabına denktir. Bundan başka birinin nisabı dörtte üç, diğerinin nisabı dörtte bir nisbetinde mevcut olduğundan tamamı bir nisaba denk bulunmuş olur.

Yüz elli dirhem gümüşle beraber altmış veya seksen dirhem gümüş kıymetinde beş miskal altın bulunsa, İmam Azam´a göre iki yüz dirhemin kırkta biri olarak beş dirhem zekât gerekir. Küsurlar kırka ulaşmadığı için bunlardan zekât gerekmez. İki İmam´ın görüşüne göre, bu küsurlardan dolayı da kırkta bir nisbetinde zekât vermek gerekir. Küsurlarda bağış, iki İmam´a göre yalnız saime hayvanlara mahsustur. Bu bağışlanan küsur, geçerli para ile ticaret eşyalarında olmaz.

(İmam Şafiî´ye göre, altın ile gümüş, nisabı doldurmak için birbirlerine ilâve edilemez; çünkü cinsleri değişiktir. Bunların her biri için ayrı ayrı tam bir nisab şarttır.)

Geçerli olan karışımlı paraların altınları veya gümüşleri, kendilerine karışmış bulunan yabancı maddelerden daha fazla veya eşit bir halde ise, bunlar altın ve gümüş hükmündedir, ona göre zekâtları verilir. Eğer bu paraların altın veya gümüş kısmı, onlara karıştırılan yabancı maddelerden az ise, bunlar ticaret malı hükmüne girerler. Sene sonunda kıymetlerine göre zekâtları verilir. Bunlarda ticaret niyeti aranmaz; çünkü geçerli para yerindedirler.

Geçerli olan paralar veya ticaret malları altın ile gümüşten karışık halde olsalar bakılır: Altınları karışan yabancı maddeden fazla olanlar altın hükmünde, gümüşleri fazla olanlar da gümüş hükmünde olur. Buna göre nisab miktarına ulaşınca, zekâta girerler. Böyle altın veya gümüşü, yabancı maddeden daha fazla olan geçerli paralar ticaret malı olmayınca ağırlıklarına bakılır. Eğer nisaba ulaşırlarsa zekâtları verilir, değilse verilmez. Ancak nisabdan az olan bu gibi geçerli paralar yanında zekâta bağlı başka mal varsa, ona göre zekât gerekir.

Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir!

Para halinde geçerli olmayan altın ile gümüş, başka bir madenle karışık olunca çoğunluğa göre hükmedilir. Altın veya gümüş yabancı maddeden fazla veya eşit durumda ise, tümü altın veya gümüş hesab edilir. Eğer altın veya gümüş, karıştırılmış yabancı maddeden az ise bakılır: Altın veya gümüş kısmı kıymetçe nisaba ulaşırsa veya ulaşmadığı takdirde, zekâta bağlı başka mallar varsa, onlarla beraber zekâtlarını vermek gerekir.

Bunlar ticaret mallarından ise, diğer maden kısmı da ayrıca nazara alınır. Bunların altın veya gümüş kısmı, böyle nisab miktarına ulaşmıyorsa, hepsi ticaret eşyası hükmünde olur. Bu halde ticaret mallarından ise, kıymetleri en az iki yüz dirhem gümüşe denk olmalıdır ki, zekâta bağlı olsunlar. Yahut nisaba varmıyorsa, kendileriyle beraber başka ticaret malı veya geçerli para mevcut ise, bunlarla zekâta tâbi olurlar, değilse olmazlar.

Altın ile gümüş darbedilmiş geçerli para cinsinden olmamak üzere karışık bir halde bulunursa, bakılır: Eğer yalnız başına olarak altın nisab miktarında ise veya ikisi bir nisab miktarında olup altın gümüşe ağırlık veya kıymetçe üstün veya eşit ise, hepsi altın sayılır. Ona göre zekât gerekir. Fakat altın nisab miktarında olmayıp kendisine gümüş galip ise, o zaman hepsi gümüş sayılır.

Örnek: Altın yirmi miskal olduğu halde, gümüş iki yüz veya üç yüz dirhem bulunsa, bunların hepsi altın sayılır (çünkü yalnız başına altın nisabı gerçekleşmiştir. Bu esas alınır.) Yine, altın on miskal olduğu halde, iki veya üç yüz dirhem gümüş kıymetinden daha değerli olsa, yine hepsi altın sayılır. Fakat altın on miskal olduğu halde, gümüş kısmı yüz veya iki-üç yüz dirhem kadar olup kıymetçe on miskal altından daha yüksek bulunsa, hepsi de gümüş sayılır.

Zekat kimlere farzdır? Zekatın şartları nelerdir?

Zekat verecek kimse, müslüman, hür, akla sahib ve ergenlik çağına ermiş olmalıdır.

Zekat ne zaman verilir?

Eldeki zekata tabi varlıkların edinilmesinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra her zaman verilebilir. İslam”da böyle bir şart olmamasına rağmen ülkemizde çoğunlukla ramazan ayında zekat verilmektir.

Zekat kimlere verilir?

Zekat; fakirlere, hiçbir şeyi olmayanlara, borçlulara, yolculara ve öğrencilere verilir. Kardeşlere, amca, hala ve teyzelere zekat verilebilirken; anne, baba ve onların anne-babaları ile çocuklar ve onların çocuklarına zekat verilemez.

Eve zekat düşer mi. Kiralık evin zekatı verilir mi?

Kişinin kendi oturduğu evi zekata tabi değildir. Kiraya verilen ev ve gayrimenkuller de zekata tabi değildir ancak bunların gelirleri nisap miktarını aşıyorsa bunlara zekat düşmektedir.

Kişinin vereceği zekat miktarı nasıl hesaplanır?

Kişi ticaret erbabı ise işyerindeki malların alış fiyatına göre toplam tutarı, birikmiş parası var ise bu biriken paranın zekatı verilmelidir. Zekat verilmesi için eldeki varlıkların üzerinden 1 yıl geçmiş olması ve nisap miktarından çok olması gerekmektedir. Kişinin zekat vermesi gereken tutar ise zekata tabi varlıkların toplam değerinin %2.5″i ya da bir başka deyişle 1/40″ı kadarıdır.

Zekat sadece para olarak mı verilir?

Zekat verilecek tutar hem para, hem mal, hem de ikisinin karışımı şeklinde verilebilir.

Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir!

İnternet üzerinden zekat verebileceğim vakıf veya dernekler hangileridir?

Zekat Hesaplama ve kimlere zekat verilirAşağıda internet üzerinden bağış kabul eden vakıf ve derneklerin bazıları listelenmiştir. Bu listede yayınlanmasını istediğiniz internet üzerinden bağış kabul eden diğer dernek ve vakıflar için lütfen iletişim formumuz aracılığıyla bize ulaşın.

Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir

1. Zekât kimlere verilir?

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, zekât memurları, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar, (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihat edenler ve yolda kalmış yolcular…” (Tevbe; 9/60)

Buradaki sekiz grubu şöyle izah etmek mümkündür:

Fakir: Nisap miktarından fazla mala sahip olmayan ve bu sebeple zekât vermekle mükellef olmayan kimsedir.

Düşkün: Hiçbir şeyi olmayan; günlük ihtiyaçlarını, yiyecek ve giyeceğini dahi ancak başkalarının yardımıyla karşılayabilen kimse demektir.

Zekât memuru: Devletin zekât toplamakla görevlendirdiği memurlar -zengin de olsalar- bu işle iştigal ettikleri sürece, kendilerine ve bakmakla yükümlü oldukları kimselere yetecek miktarda zekât malından alabilirler.

Kalpleri İslam’a ısındırılacaklar: İslam’a meyilli olanlarla sıcak ilişki kurup hak ve hakikate ulaşmalarında yardımcı olmak ve İslam’la henüz müşerref olmuş bulunanların sebat ve bağlılığının güçlenmesine katkıda bulunmak gibi amaçlarla zekât fonundan kendilerine bir pay ayrılabilir.

Köle: Köleliğin yürürlükte olduğu devirlerde İslam, kölelere isterlerse sahipleriyle bir miktar para karşılığında özgürlüklerini satın alma anlaşması yapma hakkı getirmiştir. İslam, ödeme yapma imkânı bulunmayan köleye de özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak için zekât fonundan belli bir ödeme yapılmasını öngörmüştür.

Borçlu: Borcu olan ve borcundan başka nisap miktarı mala sahip olmayan kimsedir. Bu durumdaki kimseye zekât vermek, borcu olmayan fakire zekât vermekten daha öncelikli ve sevaptır. 

Allah yolunda cihat edenler: İ’lâ-yı kelimetullah uğruna veya vatan savunması için Allah yolunda cihada iştirak etmiş olan, ancak nafaka, techizat vb. ihtiyaçları bulunan kimsedir.

Yolda kalmışlar: Gaza, hac veya ilim tahsili gibi yüce bir maksatla yola çıkıp yabancısı olunan memleketlerde nafakası tükenerek yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlardır. Böyle kimseler zengin bile olsalar, memleketlerindeki zenginliklerinden o anda faydalanamıyorlarsa zekât alabilirler.

2. Bir Müslüman’ın zekât vermekle yükümlü olabilmesi için ne kadar serveti olmalıdır?

Asli ihtiyaçlarından ve borcundan başka nisap miktarı veya daha fazla mala sahip olan hür, aklı başında ve buluğ çağını geçmiş Müslümanlar zekât vermekle mükelleftir. Buradaki “asli ihtiyaçlar”dan kasıt şudur: Ev, ev eşyası, binek/araba, teçhizat, elbise, mesleğini/sanatını yürütmek için gerekli araç-gereç, kitap vb. şeyler ve bir yıllık nafaka. Bir kimsenin bunlar dışında kalan mal varlığı -şayet varsa borçları düşülmek suretiyle- nisap miktarına ulaştıktan bir hicri yıl sonra o kimse zekât vermekle yükümlüdür.

Nisap miktarı: Zekâta tabi mallar birkaç türlüdür. Bunların her biri için farklı nisap miktarları vardır. Zekâta tabi mallardan bazıları, bunların nisapları ve zekât miktarları şöyledir:

Altın: 85 grama ulaşmışsa 40’ta 1’i zekât olarak verilir.

Gümüş: 595 grama ulaşmışsa 40’ta 1’i zekât olarak verilir.

Nakit parada da nisap altın ve/veya gümüşte olduğu gibidir. Günümüzde gümüş altına oranla hayli değersiz kaldığı için, nisap hesaplanırken altının esas alınması isabetli olacaktır.

3. Vergi ve zekât aynı anlama gelebilir mi?

Vergi ile zekâtı birbirine karıştırmamak gerekir. Dinen zengin sayılan bir kimsenin “Ben devlete vergimi ödüyorum” düşüncesiyle zekât vermekten imtina etmesi yanlıştır. Zekât ile vergi arasında teşri kaynağı, miktarı, amacı ve sarf edileceği yerler bakımından esaslı farklılıklar mevcuttur.

4. Asli ihtiyaçlar tamam olmadığı hâlde elinde zekât ödemeyi gerektirecek miktar ve vasıfta malı bulunan kimse zekât ödemeli midir?

Bir kimsenin elindeki maddi varlık, asli ihtiyaçlar düşüldükten sonra nisap miktarına ulaşmıyorsa o kimse zekât vermekle mükellef değildir.

5. Borca karşı ayrılmış olan mal veya paraya zekât düşer mi?

Ödenecek bir borç için elde bulundurulan paraya zekât düşmez. Geçmiş yıllara ait zekât borçları bulunan kimse de borçlu gibidir. Geçmiş senelere ait zekât borcunu ödedikten sonra elinde nisap miktarından az mal kalan kimse de zekâtla mükellef değildir.

6. Kendi evini kiraya verip kendisi başka bir evde kirada kalan kişinin sahip olduğu evin zekâtını ödemesi gerekir mi?

Elde ettiği kira geliri, kendi oturduğu eve ödediği kiradan fazla olup bu fazlalık nisap miktarına ulaşır ve üstünden bir hicri yıl geçerse, bu kimsenin zekât vermesi gerekir.

7. Kadının ziynetinden zekât ödenir mi?

İster kap-kacak, takı, biblo vb. şekillerde olsun isterse külçe hâlinde bulunsun, kadın ve erkeğin süs veya ev eşyası olarak kullandığı altın ve gümüşün -kendi başına veya diğer malvarlıklarıyla birlikte nisap miktarına ulaşmışsa- zekâtını vermek gerekir.

8. Bir ailede zekât ve kurban ibadetini karı-kocadan hangisi yerine getirir?

Eğer karı-kocadan her biri münferit olarak gelir sahibi ise ve her birinin geliri nisap miktarını aşıyorsa, hem kocanın hem de kadının zekât vermesi ve kurban kesmesi gerekir.

9. Çalıştırdığımız işçilerden geçim sıkıntısı çekenlere de zekâtımızdan veriyoruz; bunda bir sakınca var mıdır?

Kişinin çalıştırdığı işçilere zekât vermesinde hiçbir sakınca yoktur.

Zekât verilemeyecek kimseler bellidir: Yukarıdaki 2. maddede anlatılan nisap miktarı veya fazlası malı bulunanlar, gayrimüslimler (müellefe-i kulub’a dâhil olanlar dışındakiler), usul ve füru (yani kişinin anne-babası ile onların anne-babası vb., çocukları ve onların çocukları…), kişinin kendi eşi (hanımı) ve Hz. Muhammed’in soyundan gelenler.

Zekât bunların dışında kalanlara verilir. Zekât vermede en efdal davranış, zekâtın öncelikle zekâta muhtaç olan erkek veya kız kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, sonra amca ve halalara, sonra bunların çocuklarına, sonra dayı ve teyzelere, sonra bunların çocuklarına daha sonra da diğer yakınlara verilmesidir. Bunlardan sonra da sırasıyla muhtaç komşular, meslektaşlar vb. gelir.

10. Zekât, bizim ulaşamayacağımız yerlerdeki yoksul insanlara yardım kuruluşları vasıtasıyla ulaştırılabilir mi?

Zekâtta asıl olan “temlik”tir. Yani ayette sayılan sekiz sınıfa tahsis edilmesidir. Ancak kimi durumlarda zekât veren kimse, zekâta en fazla ihtiyaç duyan hak sahiplerine ulaşamayabilir. Böyle durumlarda “vekâlet” sistemi ile uzak yerlerdeki hak sahiplerine zekâtı ulaştırmak mümkün olur. Şöyle ki, zekât verecek kimse, zekâtını uzak bir memlekette bulunan fakir ve muhtaçlara ulaştırmak istiyorsa, bunu yapabilecek kişi veya kurumlara vekâlet vererek zekâtını teslim eder. O kişi veya kurum da o kişi adına belirtilen yerdeki fakir ve muhtaca zekâtı teslim eder. Böylece hem maksat hasıl olmuş hem de temlik şartı yerine getirilmiş olur.

11. Yılbaşında zekât borcumuzu hesap ediyor, o yılın sonuna kadar uygun yerler buldukça ödüyoruz; bu usul uygun mudur?

Uygundur. Zekâtın bir kerede birkaç yere verilmesi caiz olduğu gibi, (borçlu olmak gibi) gerçek anlamda zorda olan bir fakire verilmesi de caizdir.

12. Hangi tür mallar zekât kapsamındadır?

Altın ve gümüş, ticaret malları, define ve madenler, sağmal hayvanlar ve toprak mahsulleri zekâta tabi mallardır. Bunlara ilaveten günümüzde hisse senetleri ve nakit para da zekâta tabi mallar arasına dâhil olmuştur. Bu mallar kişinin tam mülkiyetinde olmalı, üzerinden bir hicri yıl geçmiş bulunmalı, borç ve temel ihtiyaçlar dışında nisap miktarına ulaşmış olmalıdır.

13. Zekât ve fitre nasıl hesaplanır?

Zekâtın hesaplanış şekli kısaca şöyledir:

Ticaret erbabı, yıl sonunda elinde bulunan ticari malların (neyin alım-satımını yapıyorsa onun) dökümünü yapar ve elinde bulunan nakit para ile kesin alacaklarını da buna ilave eder. Borçlarını düştükten sonra elinde kalan miktar 85 gram veya daha fazla altına tekabül ediyorsa bunun % 2,5’luk kısmını ayırıp zekât olarak verir.

Fitre ise buğday, arpa, üzüm ve hurma olmak üzere dört gıda maddesinden verilir. Yaşadığımız yerde bunların hangisi daha kıymetli ise fitreyi onun üzerinden vermek uygundur.

Fitre, buğdaydan ise yaklaşık olarak 1460 gr; arpa, üzüm ve hurmadan ise yaklaşık olarak 2920 gr olarak verilir. Bu gıda maddelerinin kendileri fitre olarak verilebileceği gibi, değerleri hesaplanmak suretiyle para olarak da verilebilir. Hatta para olarak vermek daha uygundur.

Burada esas olan, bir fakirin sabahlı-akşamlı doymasını temindir. Dolayısıyla herhangi bir yerde veya zamanda, belirtilen miktarlardaki gıda maddelerinin değeri, bir fakiri sabahlı-akşamlı doyurmaya kâfi gelmiyorsa, o miktar üzerinde ısrar etmemeli, bir fakirin bir gün içinde normal ölçülerde yemek yiyerek sabahlı-akşamlı doymasını sağlayacak miktar esas alınmalıdır.

14. Fitre kimlere verilir? Fitre vermek zorunlu mudur?

Kendilerine zekât düşen herkese fitre de verilebilir. Fıtır sadakası (fitre), kişinin bulunduğu yerdeki fakirlere verilmelidir.

Zekât vermekle mükellef olanların fitre vermesi vaciptir. Fitre ibadetini küçümsememek gerekir. Verilene kadar kişinin uhdesinde bir borç olarak kalır.

15. Fitre ile zekât arasında ne gibi farklar vardır?

Fitrede, sahip olunan malın ticaret malı olması ve artış gösterme özelliği bulunması gibi zekât yükümlülüğü için gereken birtakım şartlar aranmaz. Yine zekât mükellefiyetinde aranan “çocuk olmama ve akıl sağlığı bozuk bulunmama” şartı da fitre için mevcut değildir. Yani çocuklar ve akıl sağlığı yerinde olmayanlar da mali durumları uygun ise fitre vermekle mükelleftir. Onların yerine bu görevi veli ve vasileri yerine getirir.

Bir diğer fark da fitrenin buğday, arpa, üzüm ve hurmadan ibaret olan dört çeşit mal esas alınarak hesaplanmasıdır. Fitre bu ürünlerden hangisi üzerinden hesaplandığında fakirlerin menfaatine daha çok uygun düşüyorsa, o ürün üzerinden hesaplanmalıdır.

 

*Zekat hesaplama ve kimlere zekat verilir?  Zekât ve fitre konularında detaylı bilgiye http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basiliyayin/yweboku.asp?sayfa=67&yid=33 adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Connect with Facebook

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>